*Darkwave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
*Darkwave etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Black Tape for a Blue Girl




Black Tape for a Blue Girl, Lycia ile birlikte, lise zamanlarımdan beri sevdiğim, doğrudan olmasa da dolaylı olarak müzik zevkimin değiştiren, yani beni metalden uzaklaştıran gruplardan. Üçüncüsü de Tenhi olurdu herhalde. Lycia gibi, BTfaBG de ethereal müzik icra etmekte, ancak Lycia'ya göre daha az buhranlı ve yoğun neoclassical ögelere sahip. Buraya orta dönem albümlerini koyuyorum, 91-02 arası, ben dinlediğimde genelde bu beş albümü ard arda dinlerim, ancak buradaki ilk iki albümü diğerlerine göre daha çok seviyorum. Daha önceden tumblr'a birkaç şarkı koymuştum, genel bir fikir elde etmek isteyenler, her ne kadar koyduklarımın ikisi de A Chaos of Desire albümünden olsa da, buradan bakabilirler.

1991 - A Chaos of Desire

1993 - This Lush Garden Within

1996 - Remnants of a Deeper Purity

1999 - As One Flame, Laid Bare by Desire

2002 - Scavenger Bride


28 Aralık 2010 Salı

Lycia



Lycia, bugün İzmir'de olduğu üzere solgun, gri günlere özgü bir grup. Böyle bir günde otobüsten geride bırakacaklarını seyrederken yandaki boş koltuğa dalgalı kahverengi saçlı bir genç hanımın oturmasını ummak veya üşenmeyip okula gittiyseniz prensesin neşesini izlemek gibi. Ancak en çok, daha önceden belirtmiş olduğum üzere, sürüklenmek.

Başlangıç için en orta halli albümleri, benim de ilk dinlemiş olduğum The Burning Circle and then Dust. Ancak, dileyenler aslolarak yan proje Estraya için tasarlanmış olan Tripping Back Into Broken Days'i de deneyebilir, diğer albümlerde genellikle bol efektli gitarlar kullanılmışken Estraya akustik ağırlıklı.

Benim favorim ise A Day in the Stark Corner olsa gerek.

Lycia tripli kız müziğinin ilahı aslında ama, tripli kızlar pek anlamaz.

1991 - Ionia

1993 - A Day in the Stark Corner

1994 - The Burning Circle and then Dust

1997 - Cold

2000 - The Time Has Come and Gone (Estraya)

2002 - Tripping Back into Broken Days (Estraya)


Düşünün, paintte şununla uğraşacak kadar seviyorum.

12 Aralık 2010 Pazar

David Galas - The Cataclysm



İsmin tanıdık olmamasından, aşağıdaki etiketlerde garip garip şeyler yazmasından CİDDEN korkmayın, çünkü bu albüm GERÇEKTEN de son bir kaç yılda çıkanların en iyilerinden. Son zamanlarda aklımdan çıkmış olan bir albüm olmasa, buraya çok daha önceden yüklemiş olacağımdan eminim. David Galas, bir dönem Lycia'da bass ve synthesizer çalmış, bu albümü dinlediğinizde farkedeceğiniz üzere oldukça yetenekli bir müzisyen ve prodüktör. Bu blogda böyle şeylere alışkınsınız ama, albümde birden fazla türden esintiler mevcut. Darkvawe, country, biraz da gothic rock. Türlerin bazılarına aşina olmayabilir veya hoşlanmayabilirsiniz ama o kadar iyi harmanlanmışlar ki, kimsenin şikayet edebileceğini sanmıyorum. Alıp götüren, hepsi yerli yerinde bol efektli, hüzünlü, genellikle orta tempolu. Bu kadar övdüğüm çok albüm olmaz, tıklayıverin artık.



The Cataclysm

27 Mayıs 2010 Perşembe

Lycia 2

Fena halde ilgisiz olduğunuz (neyin indirildiğini mediafire gösteriyor evet), ancak son 4-5 yıldır gönlümün ve last efemimin sultanı olan Lycia'ya ufak bir dönüş yapmak istiyorum. Gerçi, blogun genel halini ele alınca Lycia oldukça karanlık kalmakta, Lycia'ya da en yakıştırdığım his "sürüklenmek"tir zaten. Söylemek istediğim, hüzünden kaçıp aptal indie insanları olmayın, onun tadı ap-ayrıdır ve neşe anlıkken, hüznün hazzı sizi ellerine aldığında geceler boyu onunla sevişirsiniz bıkmadan. Sürüklenmek, Drifting'den geliyor, biraz aşağıda paylaşacağım bir şarkı. Şarkıya takıntı yaptıktan çok uzun bir süre sonra bir yerde okumuştum, "Hiçbir şey hissetmemek, narsistlerde genel bir serzeniştir." gibi bir şeydi, yine de hiçbir şey hissetmiyoruz evet, alıntı yapacak olursak Drifting'den;

Mother Mary, feel me prevail...
You're not anything at allDrifting, fading, clean, sharp detail...
You're not anything at all
Stationary, vivid and clear...
You're not anything at all
Mother Mary, save your tears...
I'm not anything at all
I don't think that I, I don't think that I...Can feel anything at all, and I...

Böyle işte.

Şarkıların ilk altısı The Burning Circle And Then Dust, sonrakiler Cold albümünden, ikisinin teması biraz farklı, Cold, diğerine göre daha hafif ve daha az buhranlı, pek tanışık olmayanlar Bare veya Baltica'dan başlayabilirler.

-The Burning Circle and then Dust-

A Presence In The Woods

Wandering Soul

Sleepless

The Return Of Nothing

Nine Hours Later

The Facade Fades

-Cold-

Bare

Baltica

Colder

Snowdrop

Drifting




10 Şubat 2010 Çarşamba

Lycia

Lycia, ıssız günlere ve gecelere, boş yollara, daha az mutlu anlara en büyülü eşlikçilerden. İkisi Ionia, dördü A day in the Stark Corner'dan olmak üzere, altı şarkı paylaşıyorum.

Lycia - Granada

Lycia - Desert

Lycia - Pygmallion

Lycia - The Body Electric

Lycia - Goddess of the Green Fields

Lycia - Daphne






30 Ocak 2010 Cumartesi

Summoning - Lost Tales EP (2003)



http://www.mediafire.com/?zfodomzdnia

Summoning'i görünce last efemden bakıp black metal'i görüp bu muhteşem EPyi görmezden gelecek olan sizler gaflet, delalet ve hatta hıyanet içerisindesiniz. Taraf gazetesi kadar kötüsünüz. Zira bu albümün black metalle zerre kadar alakası yok, tamamen synthesizer tabanlı. İki şarkıdan oluşuyor, ilki biraz daha karanlık/hüzünlü olan Arcenstone. Benim gibi LotR hastası biriyseniz tabii, her dinleyişinizde boğazınız düğümlenecektir. Arcenstone, okuyanlar bilir, Tolkien'in Hobbit'inde Thorin'in atalarından kalma taş idi. Şarkı, Thorin'in mezarına Arcenstone ve Thorin'in kılıcı Orcrist'in bırakılmasıyla başlıyor, sonra tahminimce Bilbo geçmişi hatırlıyor, Thorin'in sesiyle, "Did you see the Arcenstone?". Sözleri;

Here Thorin, lay your Arcenstone, upon your breast
and let it lay there untill the moutain falls
and may it bring good fortune to all your folk that dwell here after

In your tomb Thorin, lay your sword Orcrist, never was it wielded by a mightier hand.

Did you see the Arcenstone?

It was like a gloom, with a thousand facetts
It shone like silver in the firelight
like water in the sun,
like snow under the stars,
like rain upon the moon

The adventure starts my friend off we go

Far away, Lonely Mountain its dark head in (a) torn cloud

This night was the worst, and then became pitchdark, so dark, (that you can) see nothing.

İkinci şarkı, Saruman kapıda tokmak sesleriyle başlıyor, Isengard'da, Saruman'ın kulesinin dev kapılarını hayal edin. Gandalf derinden gelen sesiyle Saruman'a meydan okuyor, "Saruman! Saruman! Come forth!". Sözleri;

Saruman come forth.

I am Saruman the white, Saruman of many colours.

Middle days are passing,
younger days ....
The nine have come forth again

A new power is rising, the victory is at hand and there will be rich reward for those who aid it.

By night or day. Are we not both members of a high and ancient order (most excellent in Middle Earth).

The friendship of Saruman and the power of Orthanc (can not be lightly thrown aside),
you have won a battle but not a war.

Will you have peace with me. And all the aid that my knowledge, founded in long years can bring.

Good days, come back by night or day.